Yine ne yapacağımı şaşırdım. Yine yapmam gereken şeyleri bilmediğim için yapmamam gereken şeyleri yapıyorum, hiçbir şey yapmamanın rahatlığına alışmamak için.
Şarkılarla tanışma hikayelerimi anlatacaktım. Kolanın midemde yarattığı olayları, içilebilecek sıcaklıktaki çayları, gülümsemenin taşıyacağı anlamları ama bir o kadar da refleks oluşunu, hırkaları, önümden geçip gidemeyişini, sarılamamaları anlatacaktım.
Yanlış kişiyi seçmiştim.
Ben zaten yanlış kişiydim.
hazır yağmur yağıyorken , büyük şeffaf bir şemsiyenin altında böyle bir şey yapsa..
sen bana sakız çiğnemem yüzünden kızıcak ve ben de gönlünü almak için türlü türlü sevimlilikler yapacağım…
I wanted a perfect ending. Now I’ve learned, the hard way, that some poems don’t rhyme, and some stories don’t have a clear beginning, middle, and end. Life is about not knowing, having to change, taking the moment and making the best of it, without knowing what’s going to happen next. Delicious Ambiguity.
Remembering Gilda Radner, June 28 1946 – May 20 1989 ♥
çok tatlı bi kadın değil miii
(e-pic gönderdi)
When the debate about getting up and accomplishing things is met with a resounding ehhhh, fuck it.
(Kaynak: without-irony, e-pic gönderdi)
Cümleler, paragraflar parmağımın ucuna gelirdi de yazamazdım. Anlatamayışımın sonucu olarak parmaklarım kaşınırdı. Dilimi ısırır, kağıtları yırtardım.
Sık sık yüz yüze geldiğim insanlarla ciddi şeylerden bahsedemezdim. Bu teslim olmak gibi bir şeydi benim için. Özlemeye başladığımda ise huysuzlaşır, kabuğuma çekilirdim. Bir insanın yanında olmasını istemek, ısrarla istemek işlenmemesi gereken bir suçtu ve ben ulaşamadıkça bir şeylere kızar, kırmamam gereken camları kırardım.
Ellerim kanardı.Fotoğrafları yırtamazdım. Görmemek gerekiyorsa ortadan kaldırmak ona zarar vermekten daha doğru geliyordu. Eskiden bakarak düşüncelere daldığın o fotoğrafı yırtarsan hislerine ihanet olur. Onlara ihanet edersen aynı şeyleri tekrar hissedemezsin. Yazık olur. Ayıp olur.
Yine de, anlatabilsem, yumruklayabilsem duvarları, hatta belki ağlayabilsem, bağırabilsem adını, bu kadar olmaz.
Kimse bana ”beni unutma” demiyor. ”Bir sabah uyan ve beni özle” de demiyor.
Bunların hepsi hislerimin ölmemek için yaptığı egzersizlerse soğuk suyla duş alabilirim.
(ccenedra gönderdi)
gülmek için sebebe gerek yok , yanındayken sadece benim görebildiğim bi kahkaha var dudaklarımdar…
hiç bir şey için geç değil eğer sonunda uyandığım yer senin kolların olacaksa..